Büyük Sonuçlar Üretmenin Formülü

Birçok insanın hedeflerinden çabuk vazgeçmesinin sebebi, ilk andaki motivasyonu kaybolunca koyduğu hedefin gözünde çok büyümesidir. Çünkü zihin gelecekte yapılacak işleri büyütür ve korkulacak hale getirir. Sen de ya erteler ya da tamamen vazgeçersin. 

Motivasyon, çoğunlukla yapamayacağını düşündüğünde azalır. Yapamayacağını da önündeki yolun uzunluğuna baktığında düşünürsün. Bu sebeple hedefini, ona ulaşmak için koyduğun tarihteki hali ile değil, onu yeterince küçük parçalara ayırarak, bugün yaptığın takdirde seni ona ulaştıracak haliyle düşünmelisin. Yeterince küçük parçalara ayırdığında, zihnin ikna olacak ve sana ihtiyacın olan enerjiyi verecektir.

“Hiçbir şey zor değildir, yalnız onu ufak parçalara bölmesini bilelim.” Henry Ford

Yani nihai hedefine ulaşmak için odaklanman gereken, “Bugün üzerime düşen nedir?” Sorusudur… Bunu en iyi bilenlerden biri de NBA’in efsanevi koçlarından Pat Riley’di. O’nun başarı sırlarından biri, kendini azar azar ama sürekli bir gelişmeye adamasıydı.

Riley, Los Angeles Lakers’in başında başarıdan başarıya koşarken 1986 yılında bir şey fark etmişti. Takımı, en iyi oyununu oynadığını zannediyordu ancak önceki sezon şampiyonluğu kaybetmişlerdi. Oyuncularına, en iyi versiyonlarına ulaşabilmeleri için performanslarını beş kilit alanda yalnızca yüzde bir artırmaları gerektiğini anlattı. Tüm oyuncularını buna inandırdı.

Riley’in planının kusursuz bir şekilde işlemesinin sebebi, çok basit oluşuydu. Tüm oyuncular, bunu ilk duyduğu anda başaracağından emindi. Her oyuncu, performansını yalnızca yüzde beş artırmaya adayacaktı kendisini. Takımda on iki oyuncu vardı ve her biri bunu yaptığında toplam gelişme yüzde altmışa ulaşıyordu.

“Olağanüstü işler başaramaya bilirim ama küçük şeyleri olağanüstü şekilde yapabilirim” Martin Luther King

Ve bu muhteşem strateji, 1986 yılında kaçırılarak bir yıl ara verilmiş olan şampiyonluğu 1987 yılında Lakers’a tekrar kazandırdı. Hem de o zamana kadarki en iyi performansı göstererek…

OKU  Ertelemeye Son Ver!

Sadece başarı için değil, mutluluk için de kişinin ilerlediğini bilmesi çok önemlidir. Bir yaşam koçu olarak çalıştığım insanların tamamının mutsuzluğunun sebebinin hep bu olduğunu söyleyebilirim. Bugünün dünden iyi olmaması, ya da yarının bugünden iyi olacağını düşünmemeleri, insanların mutsuz olmasına yetiyor.

Bunun sebebi de çoğunlukla ‘geç kalmışlık’ hissi ve kişinin yaşamını daha iyi hale getirmek için çok büyük işler yapması gerektiğini düşünmesidir. Bu düşünce de doğal olarak korkutucudur. Çünkü aklına geçmişteki davranışları gelir ve “Yine yapamayacağım” diye düşünmeye başlar.

Halbuki burada hedef bir puzzle olarak düşünülür ve onun bitmiş haline değil de içinde bulunulan anda sıranın hangi parçaya geldiğine odaklanılırsa işler çok kolaylaşır. Adım adım formülü ile hedefe ulaşılır.

Eğer Pat Riley, kendini ve takımını %60’lık bir gelişime odaklamaya çalışsaydı, muhtemelen bunu başaramayacaklardı. Ancak o, ihtiyacı olan toplam büyümeyi, önce oyuncu sayısına, sonra da ihtiyaç duyulan yeteneklere bölünce, oyuncular buna hemen inandı. “Yapmam gereken, yeteneklerimi yalnızca %1 geliştirmek, bundan kolay ne olabilir ki?” diyerek adeta bir emin olma duygusu geliştirdiler. İşte başarının sırrı buradaydı.

Japonya’dan dünyaya yayılan bu felsefenin ismi Kaizen’dir… Azar azar ama sürekli bir gelişme ve iyileşme. Kendini, sunduğun hizmet ya da ürünü sürekli olarak geliştirme konusuna odaklanırsan, bir süre sonra kat ettiğin ilerlemeye şaşıracak hale gelirsin. Hadi birkaç örneğe bakalım.

  • Her gün on sayfa kitap okursan, ayda üç yüz sayfa yani iki kitap eder. Aslında bu harika bir sonuçtur ama bir süre sonra bunu her gün yalnızca bir sayfa artıracak olursan, bir ayın sonunda günde kırk sayfalık bir rakama ulaşırsın ki ayda bin iki yüz sayfa yani en az sekiz kitap eder. Yılda neredeyse yüz kitap. Doktora yapmak isteyen bir akademisyenin, tez yazacağı konuda bir yıl içinde yaklaşık elli kitap okuduğunu düşünecek olursan, bunun seni herhangi bir konuda nasıl bir uzmanlık seviyesine ulaştıracağını düşünebiliyor musun?
  • Diyelim ki düzenli olarak günde iki kilometre yürüyorsun. Bunu her gün elli metre artıracak olursan bir ayın sonunda günlük yürüyüş mesafeni üç buçuk kilometreye çıkarmış olursun. Bu da sana neredeyse iki misli kalori yaktırır. Daha enerjik, özgüvenli ve fit olursun. Ayrıca bu, tüm işlerine de yansır. Çünkü sonuçlarımız, duygularımızla birebir ilişkilidir.
  • Eğer bir ekibin varsa, ekibindeki herkesin performansını %1 artırmaya odaklanırsan, yüzde hesabı ile üretilen değer ya da ciroyu ekipteki kişi sayısı kadar artırmış olursun. Bir de bunun sürekli hale geldiğini düşünecek olursan, sonuçların ne denli büyük olacağını tahmin edebilirsin.
OKU  Bir Sonraki Vuruşuna Odaklan

Dolayısı ile büyük düşünmek çok güzeldir, hatta başarı için neredeyse kaçınılmazdır. Ancak büyük düşünerek oluşturduğun hedefi, olabilecek en küçük parçalara kadar bölmen gerekiyor. Bu sayede, zihnin yapabileceğine ikna olacak ve ihtiyacın olan enerjiyi de duyguları da üretecek. Yani tabiri caizse “Gözün kesecek.” İşte o zaman, ertelemek bir yana, eyleme geçmek için büyük bir istek duyacaksın.

Bu arada yeni yazılardan haberdar olmak istersen, sayfanın altındaki kutucuğa mail adresini yazman yeterli.

O halde senin gelişimine, senin ilerlemene, senin başarına.

Korkma! İçindeki gücü serbest bırak.

Birisi “Büyük Sonuçlar Üretmenin Formülü” üzerinde düşündü

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?