Bir Liderlik Niteliği: Karizma

Sevgili dost, bugün sana insan ilişkilerinde çok ama çok kritik bir konudan, karizmadan bahsedeceğim. Karizma, çoğunlukla farklı algılanan bir kelime olsa da aslında “Etki, çekim” gibi bir karşılığı var.  Karizmatik kelimesi ise; “Kişiliği çevresinde çekim oluşturan oluşturan, kolay açıklanamaz bir biçimde büyüleyici, etkileyici kişi” anlamına geliyor. Peki bu kişiler nasıl çevrelerinde bu etkileri oluşturabiliyor? Diğer insanlar neden onların çekim alanlarından kopamıyor? Bunu açıklamak için önce sana bir hikâye anlatmama izin ver…

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında, iki güçlü adam Büyük Britanya hükümetinin liderliği yani başbakanlık için karşı karşıya gelmişti. Bu iki güçlü adam, William Gladstone ve Benjamin Disraeli’ydi. Aralarında büyük bir rekabet vardı. Bunlardan Gladstone, kariyeri halkı adına hizmet ile geçmiş büyük bir hatip, finans uzmanı ve son derece tecrübeli bir politikacıydı. Daha önce dört kez Birleşik Krallık Başbakanı olmuştu ve bunu yapabilen tek kişiydi. Eğitim sistemine katkıları ve parlamento reformları, halk tarafından çok teveccüh görmüştü.

Daha önce iki kez başbakanlık görevine getirilmiş olan Disraeli ise ünlü bir diplomat ve sosyal reformcu kişiliği ile tanınıyordu. En büyük başarısı ise Büyük Britanya’nın Süveyş Kanalındaki hisselerinin satışıydı. Yani her iki aday da ülkeleri İngiltere için önemli başarılara imza atmıştı. Ancak onları birbirinden ayıran en önemli özellik, insanlara yaklaşımlarındaki farktı. Bu farkın ne olduğunu, peş peşe düzenledikleri davet gecelerine katılan ve onlarla akşam yemeği yiyen bir kadın anlatıyordu. Kendisine, adaylar hakkındaki izlenimleri sorulan bu kadın, şöyle cevap vermişti: “Bay Gladstone’un yanında otururken, onun İngiltere’deki en zeki adam olduğunu düşünmüştüm. Fakat Bay Disraeli’nin yanında otururken, kendimi İngiltere’deki en zeki kadın gibi hissettim.”

“Karizmaya nasıl sahip olursunuz? Başkalarının sizin hakkınızda iyi hissetmesinden çok, kendileri hakkında daha iyi hissetmeleriyle ilgili olun.”

Dan Reiland

İşte Disraeli’nin sahip olduğu en büyük nitelik buydu. Yani insanları kendine çekme becerisi, yanındaki birine kendini harika hissettirme becerisi. İşte karizma böyle bir şey… Disraeli ve diğer tüm karizmatik insanlar, yani liderler bana hep Amerikalı şair, şarkıcı, aktris ve sosyal aktivist Maya Angelou’nun şu muhteşem sözünü hatırlatır: “İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar.”

Sevgili dost, ne iş yaparsan yap, hangi konuda başarı elde etmek istersen iste, sahip olman gereken en önemli niteliklerden biri budur. Liderler, çevresindeki insanları, hiçbir mecburiyetleri olmadığı halde bir işe sevk edebilen insanlardır. Çünkü onlar, başkalarına kendilerini iyi hissettirirler. Bu sayede onların içinde istek uyandırırlar. İnsanlarda istek uyandırma becerisi, başarıyı yakalamak için en önemli becerilerden biridir.

“Ben eleştirici ruhla değil, daha iyi işler yapabilmek ve büyük çabalar ortaya koymak için tasdik edici ruhla çevresine güç veren kişiyi arıyorum.”

Charles Schwab

Peki buna nasıl sahip olabilirsin? Aslında çok da zor değil ama neleri yapman gerektiğinden önce, neleri yapmaman gerektiğine ya da nelerin insanları senden uzaklaştıracağına bir bakalım:

OKU  Kendin Ol!

Özgüvensizlik: Eğer kendin ile barışık değilsen, başkalarıyla da barışık olamazsın. Ayrıca insanlar, kendine güvenmeyen birinin etrafında toplanmaz yahut onunla kalıcı ilişkiler kurmak istemezler.

Karamsarlık: Hayata karşı kötümser bir tutuma, yani karamsarlığa sahip isen insanlar seninle birlikte vakit geçirmek ya da seninle bir iş yapmak istemezler. Çünkü özellikle iş dünyasında insanlar, kendilerine umut ve ilham verecek kişileri takip etmek isterler.

Mükemmeliyetçilik: Bu tutum, hem başarının önünde ciddi bir engeldir hem de gerçekçi olmayan beklentilerden ötürü insanların seninle çalışma konusunda isteklerini azaltır.

Kibirlenmek: Emin olabilirsin ki hiç kimse, etrafında sürekli kendini başkalarından üstün gören birini izlemek istemez.

Olumsuzluk: İnsanlar, peşinden gidecekleri kişinin sorunlara çözüm üretmesini bekler. Olumsuz bir yaklaşıma sahip, negatif enerji yayan birini kimse lider olarak görmek istemez.

Şimdi de karizmanı güçlendirecek niteliklere bakalım:

Hayatı Sevmek: Herkes çevresinde pozitif enerji yayan, hayatı seven insanlar görmek ister. Hele ki lider olarak birini takip edecekse; ondan ilham, olumlu enerji ve cesaret almak ister. Şöyle bir düşünsene… Birlikte zaman geçirmek isteyeceğin insanları nasıl tarif edersin? Aksi, sıkıntılı, sürekli şikâyet eden kişiler olarak mı? Elbette cevabın “hayır” olduğunu ikimizde biliyoruz. Senin de birlikte vakit geçirmek isteyeceğin, hele ki iş dünyasında takip etmek isteyeceğin kişiler heyecanlı, coşkulu kişilerdir. Hayata tutku ile bağlı olan, herkes şikâyet ederken çözüm odaklı olan kişilerdir. Sen kendi tutkularını açığa çıkardığın zaman, yayacağın coşku ve enerjini görüp paylaşmaktan hoşlanacak insanları etrafında göreceksin.

Önemli Hissettirmek: Hem insanları kendine çekmek hem de yolculuğunda destek görmek için yapabileceğin en iyi şey, onlara kendilerini iyi hissettirmektir. İltifat etmek, iyi yönlerini görmek, takdir ve teşekkür etmek bu anlamda çok işe yarar. Elbette dalkavukça davranmaktan bahsetmiyorum. Bu hem karakterli birine yakışmaz hem de samimi olmayan komplimanlar hemen anlaşılır. Ancak herkesin mutlaka övülecek, beğenilecek yönleri, becerileri vardır. Bunları cömertçe dile getirmekten bahsediyorum. Bu konuyu, sıfırdan kurduğu şirketi zirveye taşıyan ve bu başarısının temelinde de çalışanlarına ve müşterilerine karşı olumlu yaklaşımları olan Mary Kay Ash’in sözü çok güzel açıklıyor:

“Herkesin göğsünde görünmez bir tabela vardır. Orada şöyle yazar, ‘Bana kendimi iyi hissettir, bana kendimi önemli hissettir.’ İnsanlarla çalışırken, bunu sakın unutmayın.”

İşte bu, büyük işler başaran hemen her liderin asla unutmadığı önemli bir kuraldır.

OKU  Zamanı Yönetmek

Cesaret Vermek: Kendi çabalarıyla zengin olan birçok insan üzerinde yapılan bir anket sonucuna göre, tüm bu kişilerin ortak bir özelliği vardı: Başkalarından iyi şeyler beklemek, yapabileceklerine inanmak… Eğer çevrendeki insanlara cesaret verir, ilham olur ve potansiyellerini ortaya koymalarına yardım edersen, insanlar seni sever. Sevdikleri için de seninle aynı yolu yürümek ister. Üstelik bunu sadece bir maaş bordrosu için değil, öncelikle seninle birlikte kendilerini iyi hissettikleri için yaparlar. Yazının başında Benjamin Disraeli’den bahsetmiştik hani, o da bu konuda şöyle diyordu:

“Başka biri için yapabileceğiniz en iyi şey, onunla kendi zenginliğinizi paylaşmaktan önce, onun kendi zenginliklerini ortaya çıkarmaktır.”

Paylaşımcı Olmak: Herkes paylaşımcı insanları sever. Bilgini, tecrübeni ve hikâyeni cömertçe paylaşırsan, etrafındaki insanlar seni daha çok sever. Seninle çalışmak, aynı yolda yürümek ister. Başkalarını yönlendirmek istiyorsan, kaynaklarını paylaşmaktan çekinmemelisin. İnsanlara kattığın her değer, hayatlarına yaptığın her olumlu dokunuş sana fazlasıyla geri döner. Bu o kadar önemli bir konu ki, bunun üzerine vakit ve enerji harcamalısın. Örneğin, kendine bir zaman dilimi belirleyerek, bu süre içinde belirleyeceğin birkaç kişiye nasıl değer katabileceğini düşünebilirsin. Onlarla kişisel birikimlerini paylaştığın ölçüde, sende daha fazlası olduğunu düşünecek ve seninle daha çok zaman geçirmek isteyecekler.

Sevgili dost, kendi üzerinde çalışmaya devam edersen başarıyı er ya da geç yakalarsın. Bununla birlikte, çevrendeki insanlar üzerinde de çalışacak olursan, daha büyük başarılar için hem kendine hem onlara izin vermiş olursun. Yapabilirsin, içindeki gücü serbest bırak ve bir sonraki yazıda buluşana dek, sevgiyle kal 😊

Yararlandığım kaynak: Liderlik Nitelikleri-John Maxwell

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?