En Sevdiğim Kitaplardan Alıntılar #6

Şimdiye dek canlı yayınlarımda, eğitimlerimde, seminerlerimde ve bulduğum her fırsatta insanlara kitap tavsiyelerinde bulundum. Ve çok güzel geri dönüşler aldım. Önerdiğim kitapları okuyup ilham alanlar, içindeki uygulamaları hayata geçirip sonuçlarını değiştirenler bu konuda teşekkür mesajları attıkça, kitap paylaşımları yapmak için daha büyük bir istek duyar oldum. Bu serinin altıncısını yazıyor olmaktan da büyük memnuniyet duyuyorum. Bugün seninle yine çok sevdiğim, faydalandığım ve okumaktan büyük haz aldığım birkaç kitap paylaşacağım. Çayın-kahven hazırsa hadi başlayalım.

Sherlock Holmes’un Başarı Sırları – David Acord

Kitabın ismini ilk gördüğümde biraz şaşırmış, “Ne anlatıyor?” diye düşünmüştüm. Açıkçası Sherlock Holmes’un maceralarını anlatan kitap serisini hiç okumadım. Ancak en sevdiğim oyunculardan Robert Downey Jr tarafından canlandırıldığı film serisini izleyince, tarihin en ünlü dedektifine ben de hayran kaldım. Sherlock Holmes, insanı hayrete düşürecek bir fotoğrafik hafızaya, güçlü sezgilere ve soru sorma kabiliyetine sahip. Kimsenin göremediğini görüyor, düşünmediğini düşünüyor, küçücük ayrıntılardan büyük sonuçlara gidiyor… İşte David Acord, kitabında tüm bunların sebebini anlatmaya çalışmış.  Yani kitabın hepimiz için cevap aradığı soru; Sherlock Holmes, nasıl bu kadar başarılı olabiliyor? Hayali bir karakter olsa da Sherlock Holmes’den ne gibi dersler alınabilir, bunlar günlük hayatta nasıl uygulanır ve kişi kendini geliştirir? Bu soruların cevabını merak ediyorsan ve özellikle Holmes’un maceralarını sevenlerden biriysen, sıkılmadan okuyacağın, ayrıca altını çizecek çok bölüm bulacağın son derece faydalı bir kitap. İşte paylaşmaya değer bulduğum alıntılar:

“Ormanı görebiliyorlardı ancak ormanın tekil ağaçlardan oluştuğunun farkında değillerdi…”

“Bugün, psikologlar ve performans danışmanları, kısıtlı vaktiniz olsa bile, ara vermenin önemini vurgulamaktadırlar. Mantığa aykırı gelse bile geri adım atıp birkaç dakika da olsa aklınızı uzaklaştırarak zihin yorgunluğunun ve tükenmişliğin önüne geçebilirsiniz; bu bilgisayarınızın yeniden başlatma düğmesine basmak gibi bir şeydir.”

“Bir mantıkçı, bir su damlasından Atlantik Okyanusu’nun ya da Niagara Şelalesi’nin gerçek olma olasılığını, ikisini de görüp duymamış olmamasına rağmen çıkarabilir. Tüm hayat büyük bir zincirdir, doğada her gördüğümüz de bu zincirin bir halkasıdır. Diğer tüm sanatlar gibi, Çıkarım ve Analiz bilimi de uzun ve sabırlı bir çalışma sonucu öğrenilir ama hayat, hiçbir ölümünün bu bilimi en mükemmel şekilde öğrenmesine izin verecek kadar uzun değildir.”

Ahlak Mektupları – Seneca

Tarihin en ünlü Stoacı filozoflarından Seneca’nın haksız yere Korsika’ya sürgüne gönderildiği dönemde yazdığı mektuplardan derlenen bu değerli eser, bence her kitaplıkta bulunmalı. Sadece felsefe değil, klasik edebiyatın da baş yapıtlarından kabul edilen bu kitap kimlere ilham olmadı ki? Montaigne’in en çok etkilendiği bilinen kitaptır Ahlak Mektupları. Sadece o  değil elbette; Shakespeare, Marlowe, Bacon, Spinoza gibi ünlü isimler başta olmak üzere iki bin yıldır sayısız insan ilham aldı ondan. Birçok konu başlığı altında yazılan mektupların kimi ölüm; kimi yaşam, kimi bilgelik, kimi dostluk ve kimi değerler üzerine. “Onca insan neden ilham almış, ne varmış bu mektuplarda?” Diye düşünüyorsan, kitabı bir an önce alıp okumalı ve ihtiyaç duydukça başvurmalısın derim.

“Vaktinden önce mutsuz olma! Başında dolandığını sanıp korktuğun felaketler belki hiç gelmeyecek başına, hiç olmazsa şimdiye değin gelmedi kesinlikle. O halde kimi korkularımız bize gerektiğinden çok acı veriyor, kimisi de hiç gerekmediği halde. Acımızı ya büyütüyoruz ya vaktinden önce acı çekiyoruz ya da acıyı kendimiz yaratıyoruz..”

“O bir köle!” Öyle ama belki ruhu özgürdür. “O bir köle!” Evet ama bunun ona ne zararı var ? Kim köle değil ki? Göster bana köle olmayanı. Biri şehvetin kölesidir,  öteki açgözlülüğün, beriki siyasal ihtirasın; herkes de umudun,  korkunun kölesi!”

“Bizim Demetrius her zaman kibarca şöyle derdi: ‘Cahillerin sözlerini bağırsak gurultularıyla bir tutarım. Ha yukarıdan çıkarmışlar ha aşağıdan, ne fark eder sanki!'”

Cehennem-Dan Brown

Daha önce Dan Brown’un herhangi bir kitabını okudun mu bilmiyorum ama ben bu adamın hangi kitabını okusam “En iyisi buydu” demekten kendimi alamıyorum. Brown’a kurgu kabiliyeti, sanat ve tarih merakı sebebiyle zaten hayrandım ama kitabın kurgusunun temeli Dante olunca bir yandan elimden bırakamadım, bir yandan da bitmesin istedim.  Kitaba gelecek olursak Brown, her zamanki gibi nefes kesen bir hikâye ile baş başa bırakıyor okurlarını… İtalya’nın Rönesans ve tarih kokan kenti Floransa’da başlayıp, muhteşem İstanbul’da biten enfes bir macera. Bir kez daha kitabın baş rolüne koyduğu Profesör Robert Langdon, dünyayı çok tehlikeli bir virüsten kurtarmak için yine ustalıkla oluşturulmuş bir bulmacayı çözmeye çalışırken, bir yandan da kime güveneceğini şaşırmış halde hayatta kalma savaşı veriyor. İşte kitaptan çok sevdiğim birkaç bölüm:

“İnsan aklının hiçbir şey düşünmemesi fizyolojik olarak imkansızdır. Ruhun duyguya ihtiyacı vardır ve ister iyi ister kötü olsun, bu duygu için yakıt aramaya devam eder.Senin sorunun ona yanlış yakıtı vermen… Bence, senin sorunun sorununun üzerinde düşünmek.”

“Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.”

“İnsan zihninin ilkel ego savunma mekanizması, beynin kaldıramayacağı kadar fazla stres üreten tüm gerçekleri reddeder. Buna ‘inkar’ denir.”

“Karanlık bir tünelde yüzerken nefessiz kaldığın dönüşü olmayan bir nokta gelir. Tek çaren, bilinmeyene doğru ileri yüzmek ve bir çıkış olması için dua etmektir.”

Atomik Alışkanlıklar-James Clear

Kitabın mottosu şöyleydi: “Kalıcı sonuçların sırrını keşfedin.” Peki, hakkını veriyor mu? Kesinlikle evet… James Clear, kitabın birçok bölümünde, “Bu kadar basit anlatabildiğine inanamıyorum” dedirtti bana. Psikoloji, nöroloji ve daha hangi bilim dalı gerekiyorsa hepsinden sonucu kanıtlanmış çalışmaları temel alıp, kendi bakış açısı ile zenginleştirerek muhteşem bir anlatım ile okurlarına sunmuş Clear. Yıllardır, her fırsatta benim de insanlara anlatmaya çalıştığım bir konudur aslında alışkanlıklar… Zira hepimiz için gerçek şu ki, hayattan ne elde edeceğimizi, maddi ve manevi kazanımlarımızın ne olacağını ve hem bugünümüzün hem de geleceğimizin nasıl olacağını belirleyen unsurdur alışkanlıklar. İşte Atomik Alışkanlıklar kitabında Clear, kişi kötü yahut faydasız alışkanlıklarından nasıl kurtulur, başarılı insanların alışkanlıklarına nasıl sahip olur? Sorularını en basit ve uygulanabilir şekilde cevaplayarak aktarmış. Ne iş yapıyor olursan ol, yaşının kaç olduğu, hedeflerin ne olduğu fark etmeksizin, hayatını olumlu değiştirmek gibi bir düşüncen varsa kitabı mutlaka okumalısın.

“Siz bilinçsiz olanı bilinçli hale getirene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirmeye devam eder ve siz buna kader dersiniz.”

“Bir davranışı ne kadar çok tekrarlarsanız o davranışla bağlantılı kimliği de o kadar pekiştirirsiniz. Hatta kimlik kelimesi orijinal olarak Latince ‘oluş’ anlamına gelen ‘essentitas’ ve ‘tekrarlı’ anlamına gelen ‘identidem’ kelimelerinden türetilmiştir. Kimliğiniz kelime anlamıyla “tekrarlı varoluşunuzdur.”

“Profesyoneller programa bağlı kalırken amatörler hayatın araya girmesine izin verirler. Profesyoneller onlar için neyin önemli olduğunu bilir ve bir amaç duygusuyla o yönde çaba harcarlar, amatörleri ise hayatın mecburiyetleri rotadan çıkarır.”

Kendini Arayan İnsan-Rollo May

Bu kitap, tam da ismi gibi… Amaçladığı şeyi, yani modern çağın insanının kendini bulma çabasını son derece ustaca anlatmış. Toplum, insan ve psikoloji üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri diyebilirim. Başkaları tarafından onaylanma ve beğenilme arzusunun yaptırdığı tuhaf şeyler, bu sebeple bir torlü dolduramayan boşlukların sebep olduğu sorunlar. Hepsini çok akıcı, anlaşılır ve doyurucu şekilde anlatan Rollo May, kendince çözümler de sunmuş. Eğer bu tür kitaplar okumayı seviyorsan, mutlaka değerlendirmeni isterim. İşte hemen her satırı paylaşılmaya değer kitabın zorlukla seçebildiğim birkaç pasajı:

“Dolayısıyla günümüzde pek çok insan Sokrates’in “kendini bil” derken bireyin önüne en zorlu meydan okumalardan birini sürdüğünü fark edemiyor. Ve benzer şekilde, “Ve en üst anlamıyla yola çıkmak kendi benliğinin farkına varmaktır.” diyen Kierkegaard’u anlamakta güçlük çekiyorlar.”

“Günümüz toplumunda çoğu insan için baskın değerler beğenilmek, kabul görmek ve onaylanmak olduğuna göre; çağımızda en büyük endişe kaynakları beğenilmemek, dışlanmak ya da onaylanmamaktadır..”

“Yalnızlık korkumuz endişeyle değil de bilmem kimin partisine davet edilmediğimizi öğrendiğimizde, söz konusu kişi bizden hoşlanmıyor olsa bile bizden hoşlanan bir başkası olduğunu öğrendiğimizde ya da geçmişte bir dönem şu veya bu konuda başarılı yahut popüler olduğumuz söylendiğinde zihnimizde beliriveren düşüncelerle ortaya çıkar. Bu rahatlatıcı süreç çoğu zaman öylesine otomatik bir şekilde gerçekleşir ki sürecin kendisini değil de sonrasında özsaygımızdaki ferahlamayı hissederiz.”

Yeni bir kitap alıntıları yazısında buluşana kadar kendine iyi bakmanı ve bol bol okumanı dilerim. Okumak, insanın kendine yapacağı en iyi yatırımdır. O halde senin yatırımına, senin okumana ve senin başarına.

OKU  Sebat En Değerli Varlığınızdır!

Sevgiyle kal 😊

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?