Motivasyonun Bilimsel Karşılığı

Birçok insan önemsiz yahut faydasız işler arasında boğulurken, bazıları nasıl zor işleri yapma konusunda motive olabiliyor ve bunu başarıyor sence? Bunu anlamak için biraz beyninin salgıladığı önemli bir hormonu incelemekte fayda var, evet dopaminden bahsediyorum. Dopamin, genellikle bir zevk hormonu olarak görülür ancak bu eksik bir bilgi. Aslında dopamin, bir şeyleri arzu etmeye iten bir hormondur. Yani kalkıp bir şeyler yapmak için motive olduğun her ne varsa dopamin sayesindedir.

Michigan Üniversitesi’nden Biyopsikoloji ve Nörobilim profesörü Kent Berridge, önemli bir çalışma ile bu konuda dünyayı aydınlattı desem abartı olmaz. Berridge ve ekibi, fareler üzerinde bir deney yaparak, onların beynine elektrotlar yerleştirdi. Fare ne zaman bir kolu çekse, araştırmacılar farenin beynini elektrot sayesinde uyardı. Sonuçta fareler saatlerce kolu çekmeye devam etti. Yani her defasında dopamin salgılanması için düğmeye bastılar. Bu, o kadar güçlü bir arzuya dönüştü ki, fareler yemek yemeyi ve uyumayı bile unuttu, sürekli kola basmaya devam etti çünkü her defasında beyinlerinin ödül merkezi uyarılıyordu.

Daha sonra Berridge ve ekibi senaryoyu biraz değiştirdi. Farelerin beyninin ödül merkezindeki dopamin salgısını engelledi. Bu kez durum tam tersi oldu. Fareler değil kol ile ilgilenmek, su içmek yahut yemek için bile kalkmak istemedi, yani öyle uyuşuk hale geldiler ki hiçbir şey için motive olmadılar. Kendi kendilerine bir şey yapmak için asla harekete geçmediler. Ancak onlara sevdikleri yiyecekler sunulduğunda bundan hoşlandılar, yani kendileri bunun için harekete geçmediler fakat verildiğinde yediler ve hatta bundan keyif aldılar. İşte burası çok ama çok önemliydi, hatta belki de deneyin en önemli noktasıydı. Çünkü o güne kadar dopaminin istemek ve beğenmek ile ilgili olduğu yani tamamen haz ile alâkalı olduğu düşünülüyordu.

Profesör Kent Berridge ise  bu çalışma sayesinde dopamin ile haz arasındaki ilişkiye de yeni bir yorum getirmiş oldu. Farelerin dopamin salgılaması engellendikten sonra şekerli maddelerle beslendi ve haz almaya devam ettikleri keşfedildi. Yani fareler bu durumda şekeri arzu etmiyorlar, buna ulaşmak için harekete geçmiyorlar ama şeker yediklerinde de keyif alıyorlardı.

OKU  Başarı, Nasıl Katkı Sunacağını Bilmektir!

Peki ben bunları sana uzun uzun neden anlattım yahut bunlar ne anlama geliyor? Kısaca fareler arzu etmedikleri halde verilen bir besinden keyif alıyorlardı. Yani Berridge’nin araştırması da araştırma sonrası kendi keşfi de bize şunu söylüyor:  “Beğenmek ile istemek beynimizde iki farklı sisteme dayalı olarak harekete geçiyor ve dopamin “beğenmeyi” değil, “istemeyi” yani bir şey için motive olmayı ilgilendiren bir hormon. Arzu etmek ise beğenmeye kıyasla çok daha temel bir dürtü.”

Yani insanların çoğunun yaptığı gibi telefon elinden düşmüyor, sosyal medyada çok vakit geçiriyor yahut seni oyalayacak herhangi bir şey ile uğraşıyorsan bu, o alışkanlıklarla dopaminin önemli bir ilişkisi olduğunu gösteriyor.  Çünkü beynin, önceliklerini ne kadar dopamin elde edeceğine bağlı olarak belirliyor. Bir etkinlik çok az dopamin salgılatıyorsa onu yapmak için seni motive etmiyor, dolayısı ile yapman gerektiğini bildiğin halde erteliyorsun. 

Ancak çok dopamin salgılatırsa, onu tekrar tekrar yapmak için motive olabilirsin. Burada beyninin çalışma prensibi, faydaya değil dopamin miktarına göre oluşuyor. Hangi eylemin sonunda potansiyel bir ödül bekliyorsan, o eylem öncesinde bol bol dopamin salgılanır. Sevdiğin bir yiyeceği yemeden, tuttuğun takımın maçını izlemeden yahut sevdiğin her ne varsa, öncesinde dopamin salgılanır. Sosyal medya, bilgisayar oyunları, telefonuna gelen bildirimler, gönderilerinin beğenilmesi… Sosyal medyadan kopamamanın, telefonu elinden bırakamamanın sebebi budur işte. Bu arada bunları fazlaca yaptığında vücudun artık bir dopamin töleransı geliştirir çünkü bu konuda çıta iyice yükselmiş olur. Dolayısı ile çok fazla dopaminin ortaya çıkmayacağı işler ilgi çekici gelmez sana. Kitap okumak, ders çalışmak, hayatını iyileştirmek için bir şeyler yapmak istemezsin. Yapman gerektiğini bildiğin halde hep erteleme eğiliminde olursun.

OKU  Gelecek, En İyi Yaşadığımız An da Şekillenir

Stanford Üniversitesi Nörobiyoloji Profesörü Anrew Huberman, bu konuda şöyle diyor: “Anlık zevkler konusunda kendinizi dipisline etmenin kolay yolu, dopamin detoksudur. Örneğin sosyal medya, internet, bilgisayar oyunları yahut sizi işinizden, hedeflerinizden alıkoyan her ne varsa bu konuda bir günlüğüne yapacağınız detoks çok fayda verecektir. Bu sayede motivasyon bulamadığınız şeyleri yapabilirsiniz. Örneğin detoks sırasında canınız sıkılacak, işte o arada kitap okuyarak, ertelediğiniz bir işi yaparak bu sıkıntıyı mecburen de olsa geçiştirirsiniz. Bu durumda beyniniz aslında bunlar için yeni dopamin reseptörleri oluşturacak ve süreci değiştirmiş olacaksınız.

Bu alışkanlıklardan kurtulmak benim için de çok kolay değildi. Örneğin ben kendi disiplinimden uzaklaşacak olsam, bütün günümü internette gezinerek geçirebilirim. Ancak bu konuda uyguladığım ve işe yarayan bir yöntem var. Mevcut yüksek dopamin salgılayan aktivitelerimi, aslında uzun vadede fayda sağlayan görevlerimi yapmak için harekete geçirici bir şey olduğunu buldum. Yani onları, zor işleri tamamlamak için bir ödül olarak kullanıyorum. Başlangıçta yapmakta isteksiz olduğum her şey için bu yöntemi uyguluyorum. Dairemi temizlemek, kitap okumak, egzersiz yapmak ya da akademik çalışmalarım için. Belirli bir miktarda işin yapılmasını sağladıktan sonra kendimi günün yahut işin sonunda bir miktar yüksek dopamin salgılayan işlerle ödüllendiriyorum. Onlardan keyif almak için kendimi ödüllendiriyorum, örneğin sekiz saatlik çalışmamın karşılığında, kendimi iki saatlik yüksek dopamin sağlayan şeylerle ödüllendiriyorum.”

Sevgili dost, artık neden bazı şeyleri sürekli ertelediğini ve bu süreci nasıl değiştireceğini biliyorsun. Senin değişimine.

Sevgiyle kal 😊

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?