Farklı Düşünmek!

”Sahip olduğunuz koşulları değiştirmek için, önce farklı düşünmeye başlayın.”

Norman Vincent Peale

Sonuçlarını değiştirmek isteyen kişi, eylemlerini değiştirmelidir. Eylemlerini değiştirmek isteyen kişi de önce düşünce tarzını değiştirmelidir. Çünkü eylemlerin başlangıç noktası, düşüncelerdir.

Bugüne kadar ki eylemlerinin sebebi, kendin hakkında yazdığın (uydurduğun) hikâyendir. Hepimiz çocukluk yıllarımızda “Yapabilirim, yapacağım, mümkün” derken, büyüdükçe bize çizilen sınırlar içerisinde bir hikâye yazdık ve şimdi ona uymaya çalışıyoruz. Artık o güzel sözlerin yerini “Yapamam, ben böyleyim, bu bana uymaz, aslında çok güzel ama ben yapamam” gibi sınırlandırılmış inançların sonucu olan sözler aldı.

Çünkü kendimiz hakkında yazdığımız o uydurma hikâye, artık her şeyin önüne geçti. Dr Thomas Szasz, Akıl Hastalığı Efsanesi adlı manifesto niteliğindeki muhteşem kitabında diyordu ki:

“Bilinçli öğrenmenin her adımı, kişinin öz güveninin yaralanmasına istekli olmasını gerektirir. Bu yüzden, genç çocuklar, kendi önemliliklerinin farkına varmadan önce, çok kolay öğrenir… Ancak yetişkinler, özellikle kendini beğenmiş ya da önemli olduğunu hissedenler, hiçbir şey öğrenemez. Çünkü öğrenmesinin önünde kendine koyduğu sınırlar vardır.”

Burada bahsettiği şey, bizler şimdiki hikâyemizi yazmadan önce yani gençlik evremize kadar yeni şeyler öğrenmeye ve farklı düşünmeye çok istekliydik. Çünkü henüz kendimizi bir kalıp içerisine sokmamıştık, o yüzden karşımıza çıkan bir olayı özgürce değerlendirebiliyor ve kutunun içinde sıkışmıyorduk. Ve hatırla ki, kendini herhangi bir hikâyenin içine sıkıştırmadığın için o zamanlar hayatın tadını gerçekten alıyordun.

Şimdi ise farklı düşünmeni engelleyen “Ben asla, ben hiçbir zaman…” şeklinde başladığın ve kendini sınırladığın düşüncelerdir. Halbuki, hayat bu kadar ciddiyetle yaşandığında sen de farkındasındır ki, pek de zevkli ve kazançlı olmuyor. Dans ediyor olmanın güzel tarafı, herhangi bir yere varmak için dans ediyor olmamandır😊 Sadece müziğin ritmine bırakırsın kendini ve eğlenirsin. Kendine herhangi bir sınır çizmezsin ve duygusal zekân serbest kaldığı için de aslında en iyi performansını sergilersin.

OKU  Vizyon Yaratmak Ve Geliştirmek

9 noktayı 4 doğru ile birleştirme sorusunu ilk kez görenlerin büyük bir kısmının hemen orada hayali bir kutu yaratmalarının sebebi de yine budur. Hep bir sınır içiresinde kalmayı öyle bir alışkanlık haline getirmişiz ki, aklımızı özgür bırakamıyoruz. Çünkü çok fazla denge gözetmek zorunda hissediyoruz kendimizi.  “İnsanlar ne der? Ya bu düşünceme gülerler ise, ya benimle alay ederlerse” gibi faydasız kalıplarla kendimizi sınırlıyoruz.

Sürekli ayağımız frende, bir türlü hızlanamıyor ve bunun ne kadar zevkli bir şey olduğunun farkına bile varamıyoruz. Halbuki başkalarının gülmediği bir düşüncenin ne anlamı olabilir ki? Herkesin kabul ettiği çerçeve içinde düşünerek nasıl fark yaratabilirsin ki? Bugüne kadar büyük işler başaran herkesle alay edildi, çılgın olduğu söylendi, “tutmaz bu işler” denildi… Ancak sonucu belirleyen insanların ne dediği değil, senin ne yapacağındır 😊

Bunları ben de çok duydum, başta yakınlarım olmak üzere bana diyorlardı ki;

“Sana rahatlık mı batıyor?

Senin sahip olduğun işe sahip olmak isteyen kaç kişi var biliyor musun?

İstifa mı, sen aklını mı oynattın”

Eğer herkes gibi düşünüp onları dinleseydim, dolgun bir maaşla verilen talimatları uygulayan mutsuz bir adam olarak hayatıma devam edecektim…

Böyle bir hayatı reddetmiş olsam da oraya ait hatırladığım güzel bir etkinlik var. Beyin Fırtınası… İyi yönetilen şirketlerde, yeni bir fikre ihtiyaç duyulduğunda, yeni bir proje üzerine çalışılırken, yeni bir kampanya için slogana ihtiyaç duyulduğunda kullanılan bir yöntemdir beyin fırtınası.

Herkes toplantı masasının etrafına oturur ve sırası gelen fikrini söyler. Oturumu yöneten kişi, elinde bir kalem ile söylenen her fikri tahtaya yazar. Sonra bir tur daha başlar, bir kez daha sırayla fikirler/sloganlar söylenir. İlk turlarda herkes, belirli sınırlar içinde (kimse benimle alay etmesin, söylediklerime gülmesin) düşüncesiyle akla yatkın fikirlerden bahseder. Ancak beyin fırtınası ta ki, akla yatkın düşünceler tükenip de akla aykırı düşünceler dökülmeye başlayana kadar devam eder. Aslında en iyi düşünceler de zaten akla aykırı görünenler arasından çıkar. Harika bir yöntemdir beyin fırtınası ve yaratıcılığın önündeki engelleri kaldırır çünkü kural bellidir ve başka bir şans tanımaz.

OKU  Sen Bir Şey İçin Hazır Olursan...

Şimdi, güzel haber şu ki, farklı düşünmeyi alışkanlık haline getirebilmek için Beyin Fırtınası etkinliğini, kendi başınayken de uygulayabilirsin. Örneğin boş bir kağıdın tepesine çözmen gereken bir sorunu, ya da ulaşman gereken bir hedef varsa onu yazabilirsin. Ardından da 1’den başlayıp 20’ye kadar sıralayacağın fikir/çözümleri sıralayabilirsin. Yazacakların 20’den az olmamalı. Ancak sakın bunları yazarken mantık süzgecinden geçirmeye çalışma, zira asıl kurtulmak istediğimiz zaten burası 😊

Bir gün ile sınırlamak zorunda da değilsin elbette, istersen 3-4-5 gün boyunca devam edebilirsin bu etkinliğe ve 5 gün sonunda elinde sorunun için 100 çözüm, ya da yeni projen için 100 alternatif fikrin var demektir. İşin en güzel yanı, yaratıcı ve coşkulu düşünmenin önündeki engelleri kaldırıp beyninin sağ yanının serbestçe oyuna dahil olmasıdır.

Sınırları kaldırıp aklımızı özgür bıraktığımızda, aslında birçok sorunun çözülebileceğini, ya da hayatımızın çok daha iyi olabileceğini görürüz. Senin kutudan çıkmana…

Sevgiyle Kal😊

Barış Ege

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?