En Sevdiğim Kitaplardan Alıntılar #3

“Bol bol okuyun. Okumak gerçekten çok yardımcı olur. Elinize geçen hemen hemen her şeyi okuyun.”

J.K.Rowling

Rowling’den yaptığım alıntı, kitap okumanın önemini ve faydasını tek cümlede anlatan en güzel sözlerden biridir bence… Bir de sözün sahibinin, kitaplara düşkünlüğü sayesinde dünyanın en çok okunan ve en çok kazanan yazarlarından biri olduğu düşünülünce belki daha iyi anlışılır bu sözün önemi…

Bilimsel araştırmalar sonucu, düzenli okumanın stresi azaltmada %68 etkili olduğu, hafızayı güçlendirdiği, odaklanma becerisini artırdığı, zekayı keskinleştirdiği artık biliniyor. Ama bununla birlikte, sonuçlarını Rowling’de gördüğümüz gibi, hayal gücünü besliyor ve yazma yeteneğini de gleiştiriyor. Faydaları, belki burada yazmakla bitmeyecek kadar çok. Ama şunu da söylemek lazım ki finansal durumun için de kritik önem taşır. Çünkü hiçbirimizin geliri, kişisel gelişimimizi geçemez…

Benim hayatımın da en önemli unsurlarından biridir kitap okumak. O yüzden sadece okumakla kalmayıp, sevdiğim ve ilham aldığım kitapları paylaşmayı da çok önemsiyorum. Şimdiye kadar sosyal medya hesaplarımda, verdiğim eğitimlerde, katıldığım programlarda bunu severek yaptım. Bir süre önce de buradan bir seri oluşturarak buradan en sevdiğim kitapları alıntılar ile paylaşmaya karar verdim. Şimdi okuduğun yazı, bu serinin üçüncü bölümü. Çayını, kahveni aldıysan hadi başlayalım 😊

Bilinçaltının Gücü – Joseph Murphy

İnstagram’da karşına ne tarz gönderiler çıkacağını senin seçimlerin belirliyor. Takip ettiğin sayfalar, beğendiğin gönderiler ve önceki hareketlerin vasıtası ile algoritma, senin hakkında topladığı bilgilere göre sayfanın gerçekliğini yaratıyor. Bu sebeple, milyonlarca gönderi içinden sadece bazılarını görüyorsun. Bilinçaltında aynen böyle çalışıyor. Hatta algoritmalar, muhtemelen bilinçaltından esinlenerek tasarlandı.

Sen fark etmeden hayatını şekillendiriyor, bazı şeyleri filtreleyerek görmeni engelliyor ve bunları ona sen söyledin. Hayatının gerçekliğinin ne olduğunu, düşünce ve duyguların vasıtası ile ona sen söyledin. Kim olduğun, bakış açın, tepkilerin, hayata karşı duruşun, aynen algoritma örneğinde olduğu gibi bilinçaltına verdiğin bilgiler sayesinde, onun seni yönlendirmesi ile oluştu.

İşte Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü kitabında, telkin yöntemiyle düşüncelerini, duygularını, eylemlerini ve dolayısı ile hayatını nasıl değiştirebileceğini anlatıyor. Bu, bilinçaltı üzerine yazılmış en güzel, en faydalı kitaplardan biri, henüz okumadıysan ve kendine bir iyilik yapmak istersen, mutlaka alıp okumalısın…

“Neye inanırsanız, onu yaşarsınız.”

“Mıknatıslı bir demir parçası, kendi ağırlığının on iki katını kaldırabilir. Ancak bu demir parçasının mıknatıs özelliğini alırsanız, bir kuş tüyünü bile kaldıramaz. Aynı şekilde, iki tür insan vardır. Mıknatıslanmış kişiler güven ve inançla doludur. Başarılı olmak ve kazanmak için doğduklarını bilirler. Diğerlerinin ise mıknatıs özelliği yoktur. Onlar korku ve kuşkuyla doludurlar. Bir fırsatla karşılaştıklarında, ”Ya başarısız olursam? Para kaybedebilirim. İnsanlar benimle dalga geçerler.” diye düşünürler. İlerlemekten duydukları korku, oldukları yerde saymalarına neden olur. Çağlar boyunca var olan önemli sırrı keşfeder ve kullanırsanız, siz de mıknatıslanmış biri haline gelebilirsiniz.”

Savaşçı-Doğan Cüceloğlu

OKU  Doğru Anlamlandırmak

Birkaç ay önce vefat ettiğinde çok sarsılmıştım… Ölümü ile bu ülke büyük bir değeri yitirmiş olsa da ne mutlu ki, üstad bize büyük bir miras bıraktı. Bu mirasın belki de en önemli bölümlerinden biri Savaşçı kitabıdır. Kitabın kapağındaki başlık bile çok şey ifade ediyor: “Anlamlı ve Coşkulu Bir Hayat İçin!”

Çünkü hepimizin iç dünyasında, derinlere büyük bir istek var; hayatın anlamını bulmak… İşte bu, Cüceloğlu’nun anlattığı gibi ancak bir savaş ile bulunabiliyor. İçimizdeki olumsuzluklarla, bize zarar veren, gerçeği görmemizi engelleyen düşünce ve duygularla savaşarak. Bu mücadele, bilinçli bir şekilde verilirse, sonunda bir zafer kazanmamak için hiçbir sebep yok. Bunu en iyi, Doğan Cüceloğlu’nun hayata büyük zorluklarla ve tabiri caizse 1-0 geride başlayıp, bu mücadeleyi vererek zirveye çıkışıyla görebiliyoruz. Üstadı, saygı ve rahmetle anarken, kitaptan çok sevdiğim birkaç alıntıyı senin için paylaşıyorum…

“Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada,

kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.

Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!…”

E. E. Cummings

“Gözlemleyen benle, gözlemlenen ben arasındaki fark bilinmeyince insanlar gözlemlenen şeyin içine hapsoldular. ‘Ben öğretmenim, marangozum, babayım, anneyim, Müslümanım, kadınım, erkeğim’ gibi sosyal rollerin içinde kendilerini tanımlamaya çalıştılar ve tabii ki boğulup kaldılar.” ve “Hapishanede olduğunuzu fark ettiğiniz an, SAVAŞÇI olma yolunda ilk adımı atmış olursunuz.”

 “Savaşçı önce hapishanede olduğunun farkına varır. Bu hemen hapishaneden çıkmasına olanak sağlamaz. Ama, bu uyanıştan sonra savaşçı stratejik bir yaşam yaşamaya başlar. Konuştuğu her kelimeyi, yaptığı her davranışı ait olma-birey olma yaşam dansının bilinci içinde gerçekleştirir. Bazen savaşçı bilerek hapishaneye geri döner ve onlardan biri olarak diğer tutuklularla beraber yaşar. Ama bu, belirli bir amaca hizmet etmek üzere bilinçli bir seçim olarak yapılmıştır ve bu bilinçli seçim onu diğer tutuklulardan farklı kılar.”

Körlük-Jose Saramago

Jose Saramago, Distopya denilince, aklıma ilk gelen ve en sevdiğim isimlerdendir. Hayatı büyük zorluklarla geçen, yazarlığa kadar birçok farklı işte çalışmak zorunda kalan Saramago, ilk kitabını 1947 yılında yayımladı ve sonra yazmayı hiç bırakmadı. Filin Yolcuğulu, Ölümlü Nesneler ve Toprağın Uyanışı adlı kitaplarını da çok sevmeme rağmen, bugün Nobel Edebiyat Ödülü’ne hak kazandığı Körlük adlı kitabından bahsedeceğim.

OKU  Olmadığın Bir Yeri Terk Edemezsin!

Saramago, Nobel Ödülünü aldıktan sonra yaptığı bir konuşmada, “Körlük” ile ne anlatmak istediğini aslında çok güzel açıklamış:

“Başka bir gezegene, oradaki kayaların yapısını incelemek için araç gönderebilecek kapasiteye sahip bu şizofrenik insanlık, milyonlarca insanın açlıktan ölmesini umursamayabiliyor. Mars’a gitmek, yanı başındaki komşuya gitmekten daha kolay görünüyor.”  

Yazar, bildiğimiz anlamda karanlık bir körlükten değil de bir nevi beyaz bir körlükten bahsediyor. Hikayenin hangi ülke ya da hangi şehirde bile geçtiği belli değil, aslında bu bile çok şey anlatıyor. Yaklaşık otuz yıl önce yazılmış olsa da okurken;  “Bugünün insanını, yani hepimizi tarif etmiş” diyesin geliyor 😊

İşte, kitaptan alıntılar…

“Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var. Bizi biz yapan o işte.”

“Ten gibi taşıdığımız ve bencillik dediğimiz şeyden yoksun kişi henüz anasından doğmamıştı.”

“Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra raslantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yerde çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık.”  

Ego Düşmanındır – Ryan Holiday

Holiday, genç yaşta büyük başarılara imza atan bir adam. Kitabını, hakkında pek bir şey bilmeden almış olsam da ne kadar doğru bir tercih yaptığımı anlamam çok uzun sürmedi.

Hani son dönemde “Kendi önünden çekil!” şeklinde ifade edilen çok popüler bir kişisel gelişim klişesi var… İşte Holiday, başarılı ve mutlu olmak isteyenler için bunun yolunu kitabında çok güzel anlatmış. Ego Düşmanındır kitabının başka bir güzel tarafı, okurken asla sıkılmıyorsun. Tarih boyunca  konuya değinen birçok büyük beyinden, düşünür ve yazardan alıntılar yaparken, hikâyeler eşliğinde çok güzel bir anlatımı var.

Hemen her sayfasında altını çizecek çok şey bulmuş olsam da buraya senin için en beğendiğim alıntıları bırakıyorum😊

“Alçakgönüllü insanlar sürekli bir şekilde gözlemler ve dinler. ‘Zaten biliyorum.’ demezler.”

“Kendinizi kendi standartlarınıza göre ölçmelisiniz. Kazanmak yeterli değildir. İnsanların şansı yaver gidip kazanabilirler, insanlar pislik yapıp kazanabilirler. Herkes kazanabilir. Ama herkes, kendisinin olabilecek en iyi versiyonu değildir.”

“Hepimiz saygı duymadığımız insanlara kendimizi kanıtlamak ve istemediğimiz şeyler elde etmek için sevmediğimiz şeyler yaparak değerli hayatlarımızı boşa harcarız.”

“Başarı neden bu denli kısa ömürlüdür? Çünkü ego, onun ömrünü kısaltır. Öğrenmeyi ve dinlemeyi bırakırız. Rekabetin ve kendi kendimizin kurbanları haline geliriz.”

Bu seriyi, en iyi kitapları paylaşarak devam ettireceğim. Senin için dileğim, kitap okumayı hayatının “Olmazsa olmaz” parçalarından biri haline getirmendir. Çünkü okumayanlar, kendine en büyük kötülüğü yapanlardır.

Sevgiyle kal 😊

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?