Kendini Sevmenin 3 Adımı

Kendini sevmenin yolu, elbette kendin ile barışık olmaktan geçer. Çatışmalar bunun önündeki en büyük engeldir çünkü. Eğer “Kendimi sevmek ne işe yarayacak?” diye düşünüyorsan, bil ki, kendini sevmediğin sürece gerçekten istediğin hiçbir şeyi elde edemezsin. Düşünsene, kendini sevmeyen biri, neden kendine bir iyilik yapıp da başarılı olsun? Neden fazla kilolarından kurtulup fit bir görünüme kavuşsun ve daha iyi görünsün? Neden daha fazla kazanmak için uğraşsın? Hedeflerine ulaşmak için neden kendini yorsun?

Peki, “kendimi nasıl sevebilirim? Diye düşünüyor, ya da “kendimi sevip sevmediğimi nasıl anlayacağım?” diye tereddüt ediyorsan, kendini sevmen için birkaç önerim olacak, tabi bu önerilere bakarken diğer soruna da cevap bulacaksın. Öyleyse hadi başlayalım 😊

1)Başkalarından onay beklemeyi bırakmalısın!

Kendin ile barışık olmanın en önemli unsurlarından biri, kendi kendini onaylamak ve bunu kimseden beklememektir. Çoğunlukla bu duygular (onaylanma isteği) topluma uyum sağlama düşüncesi, ya da toplumdan dışlanma korkusu ile oluşuyor. Küçük bir çocukken hiçbirimizin böyle korkuları, ya da beklentileri yoktu. Çünkü rahattık ve bir gülümseme bile bulunduğumuz ortamda onaylanmamız, sevilmemiz için yetiyordu. Bunu bir beklenti içinde olmadan yapıyorduk, en doğal halimizle.

Ne zaman ki büyüdük ve bir yerlere uyum sağlamamız istenmeye başlandı, işler de değişiverdi. Artık gözümüz o kadar dışarıdaydı ki, esasen ne istediğimizi, ne ile mutlu olduğumuzu unuttuk. Hatta bunları düşünmedik bile. Arayışlarımız içerisinde hep şu sorular vardı:

“İnsanların beni beğeneceği kadar/… gibi fit görünüyor muyum? Gülüşüm … kadar güzel mi? Şimdi ben alkol almazsam arkadaşlarım beni dışlar mı? Arkadaşlarım kadar iyi (marka) bir telefonum var mı?”

Bu listeye daha çok şey eklenebilir elbette ancak bu kadarı ile maksat hasıl olsa gerek. Başkalarının onaylaması beklentisi ile hareket etmek asla mutluluk getirmez çünkü bu bizim doğal davranmamız önünde önemli bir engeldir. Yani aslında eylemlerimiz bizi yansıtmaz, bu da özsaygımızı yitirmemiz anlamına gelir. Başkaları beğensin diye yapılan herhangi bir iş asla mutluluk getirmeyeceği gibi, kendimizi sevmemizin önünde de engeldir. Ayrıca bu durumda birçok yeteneğimiz de saklı kalacaktır.

Bu konuda Ayn Rand’ın “Asıl soru, bana kim izin verecek? Değil, beni kim engelleyebilir?” olmalıdır derken tam da burayı kast ediyordu bence.

Hani Usta ressam, eğitimini tamamlayan öğrencisini yanına çağırıp ” Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koy. Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma” demişti. Çiçeği burnunda ressam, ertesi gün resme bakmaya gidince neredeyse tamamının çarpılar içinde olduğunu görmüştü. Üzüntüyle ustasının yanına dönüp olanları anlatınca Usta ressam, üzülmeden yeni bir resim yapmasını söylemişti.

OKU  Başarılı Bir Hayatı İnşa Etmek İçin İhtiyacın Olan 9 Nitelik

Öğrenci resmi yeniden yapınca Usta, resmi bir kez daha şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını ister. Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söyler.

Yanına da, “insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırak” der.. Öğrenci denileni yapar. Ertesi gün büyük bir heyecanla resmine bakmaya gittiğinde, hiç dokunulmamış olarak bulur. Sevinçle ustasına koşar.

Ustası ona şöyle der:

“İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.”

İşte bu hikâye aslında bize başkalarından onay beklemenin ne kadar yanlış olduğunu, asla kimseyi mutlu etmeye çalışarak mutlu ve kendimizle barışık olamayacağımız anlatan çok güzel bir hikâyedir. Eğer kendini üniversite arkadaşlarının kaç para kazandığı ile ya da evliliğinin onlara göre kalitesi ile yargılayacak, değerlendirecek olursan bu seni hep içinden çıkılmaz bir mücadeleye sokabilir. Ancak odağın seni neyin mutlu ettiği olursa, işte o zaman kimseden onay beklemez ve tamamen iç dünyana göre hareket edebilirsin. 

2) Kendini Başkaları İle Kıyaslamayı (Mutluluğu dışarıda aramayı) Bırakmalısın!

Hani meşhur bir hikâye vardır, kalp doktoru ile otomobil tamircisi arasında geçtiği anlatılır. Hatta kimisi Michael DeBakey’e, kimisi Mehmet Öz’e atfeder bu hikâyeyi ve şöyle anlatılır:

Ünlü kalp ve damar cerrahı Michael DeBakey, bozulan arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabanın kaputunu açmış ve doktora dönerek:

“Size bir şey sormak istiyorum, ben ve siz neredeyse aynı işi yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açıp bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, belki kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim.  Belki de motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım… Söylesenize, siz de hastalara aynısını yapıyor olmanıza rağmen nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanırken ben meteliğe kurşun atıyorum?

Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilerek şöyle demiş:

“Bunları bir de motor çalışıyorken yapmayı denesene!”

Burada eğer usta başkasının kazandığı para ile uğraşacağına kendi işinin en iyisi olmaya odaklansa, zaten bu onun özsaygısını geliştirmesine, ilerledikçe kendi ile gurur duymasına ve dolayısı ile kendini sevmesine yarayacaktı. Ve bu yolculuk boyunca mutluluğu da yaşıyor olacaktı.

Ne yazık ki çoğumuz mutluluğu bazı şartlara, ya da başkalarının elindeki bir şeylere ulaşmaya bağlıyoruz. Birilerinde olduğu gibi; iyi bir evlilik, daha büyük bir ev, daha yüksek maaşlı bir iş, daha kaliteli bir araba…

OKU  Zarfı Bırak! Mazrufa Odaklan

Hayat kalitemizi mutluluk ile ölçüyoruz ama dikkat ediyorsan mutlu olmayı bir şarta bağladığımız zaman onu en baştan, hem de bilinmeyen bir zamana kadar ertelemiş oluyoruz.  Bu da çoğunlukla başkasının ulaştığı bir şeye bakarak kendimizi kıyaslamaktan kaynaklanıyor. Halbuki böyle davrandığımızda iç dünyamızdan bihaber olmuyor muyuz? Başarı ya da mutluluğumuzu bizim dışımızdaki bir şeylere bağlamıyor muyuz?

Halbuki hemen şimdi, mutluluğu seçebilirsin. Bunun için kendine yapacağın bir fincan kahve bile yetebilir. Sahip olduğun şeyler için şükretmeye, ya da yeteneklerin ile gurur duymaya başladığında bunların kendini sevmen ve mutlu olman için yettiğini göreceksin.

3) En İyi Dostun Olmayı Öğrenmelisin

Hiçbir aydınlanma anı yoktur ki, kendini yargılarken gerçekleşsin…

Kendini her fırsatta yargılıyor musun? Giydiğin bir kıyafeti kendine yakıştırmadığında, sabah erken kalkamadığında, koyduğun herhangi bir hedefe ulaşamadığında… Kendini acımasızca eleştiriyor ya da cezalandırıyor musun?

Peki, bir an düşünsene, en iyi arkadaşın olsaydın, kendine böyle mi davranırdın? Belki biraz da böyle denemelisin kendin ile yargılayıcı olarak değil de, en iyi arkadaşın gibi konuşmalısın. Bilirsin, en iyi arkadaşlar, birbirlerini destekler, cesaret verir, bir dahaki sefere daha iyi olacağını söyler.

İşler istediğin gibi gitmediği zamanlarda kendini yargılama ve küçümseme. Zira bunun bir faydası da olmayacaktır. Bunun yerine bir arkadaşın yapacağı gibi, geçmişte başarıyla üstesinden geldiğin zorlukları hatırlat kendine. O zamanlar da düzelmeyeceğini düşünüyordun ya hani… Ancak hepsi geçti ve düzeldi, işte onları hatırlat. Daha iyi olacağını söyle ve unutma ki içe dönük konuşma en güçlü konuşmadır.  

İçe dönük konuşmanın en faydalısı da kendine güzel şeyler söylemektir. Kaldı ki, kendine hoşlanmadığın şeyler söyleyerek nasıl kendinle barışık olabilirsin ki? Kendinle barışık olmadan kendini nasıl sevebilirsin ki? Kendini sevmeden nasıl mutlu olabilirsin ki?

Senin için dileğim, başkalarından onay bekleyerek olmadığın gibi biri gibi davranma, bu durumda kendin ile arana büyük mesafeler koymuş olursun. Yine kendini başkaları ile kıyaslama ve mutluluğu başkalarında gördüklerini elde etmeye bağlama. Son olarak kendine hep hoşlandığın şeyler söyle, nasıl ki bir arkadaşın bir şeyi başaramadığında ona en güzel şeyleri söylersin, kendini de bundan mahrum bırakma.

Senin kendini sevmene, senin mutluluğuna, senin başarına.

Barış Ege

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?