Tepki vermeyi bırak, yaratmayı seç!

Kişisel Gelişim-Başarı yayın türünün ilk yazarlarından ve tüm zamanların en çok satan kitaplarından Düşün ve Zengin Ol’un yazarı Napoleon Hill, planlama konusunda şöyle der: “Acıların ve düş kırıklıklarının üstesinden gelmenin vazgeçilmez bir tek kuralı vardır; o da, bu duygusal bozgunların kesinlikle planlı bir çalışmayla değişikliğe uğratılmasıdır. Bu eşsiz bir kuraldır”

Bu harika bir öğüttür, insanları çok farklı şekilde incelemek mümkün olsa da, eğer iki ana başlıkta değerlendirecek olsaydık sanırım bu; planlı yaşayanlar ile rastgele yaşayanlar şeklinde değerlendirilebilirdi. Ya da şöyle de diyebiliriz belki: Yaratanlar ve Tepki Verenler! Yaratanlar, kendi hayatlarının oyun planını tasarlarken, tepki verenler ise sadece uyum sağlamakla yetinir. Yaratanlar proaktif, tepki verenler ise reaktif insanlardır.

Söylemeye çalıştığım şu; birçoğumuz belki farkında bile olmadan bütün günümüzü tepki göstererek yaşıyoruz. Haberlere, bedenimizdeki duygulara, eş ya da çocuklarımıza, patronumuza, çalışanımıza, piyasaya, ekonomiye… Arabamıza bindiğimizde trafiğe, yemek yediğimiz yerde garsona, müşterilere ve bu böyle devam ettiği sürece her türlü gelişmeye…

Peki böyle bir yaşam sürerken mutlu, ya da başarılı olmak mümkün müdür? Sana bağlı olmayan şeylerin hayatını yönettiğini düşündüğün sürece nasıl mümkün olabilir ki? Halbuki, bundan çok daha güzel ve doyurucu bir hayat tarzı da vardır. Bu da tepki göstermek yerine yaratmak yani tercihler yaparak kendi planlarını uygulamaktır.

Eğer hayattan mutluluk ve başarı gibi beklentilerin varsa plansız yaşamayı bırakmalısın. Bir işe doğrudan girişmeyi ve plansız çalışmayı da bırakmalısın. Özellikle iş hayatında yorgunluk, bitkinlik, moral bozukluğu, öfkelilik hali hemen her zaman plansızlıktan gelir. Çünkü bu durumda işler bir türlü yetişmez, yani hiçbir şeye zaman yetmez. Plansız çalıştığında hesaplamadığın bir sürü krizle baş etmek zorunda kalırsın. Hayatta kaybedenler hep plansız davranırlar ancak kazananlar plan yapmadan herhangi bir işe, güne, haftaya başlamazlar.

OKU  Doğru Anlamlandırmak

Ünlü yazar Robert Fritz, “Yaşamınızın bizzat kendisi, yaratım sürecinin temel konusu haline geldiği zaman, önünüzde çok farklı bir yaşam deneyimi açılır. Yaşamın özü ile uğraşmaya başlarsınız” sözleri ile planlamanın ve uyum sağlamak yerine bizzat yaratıyor olmanın önemini anlatıyor.

Önceden planları çizilmemiş bir evin düzgün inşa edilebileceğini düşünmek nasıl mümkün değilse, planlanmayan bir hayatın bizim istediğimiz gibi olmasını beklemek de yine mümkün olmayacaktır. Çünkü nasıl ki böyle bir evi inşa ederken bir yığın aksilikle karşılaşılır ve her yeni aksiliğe tepki vermek zorunda kalınırsa aynı şekilde baştan planlanmamış bir günün de gelişmelere verilen tepkilerden ibaret olacağı kuşkusuzdur.

Hayatın her alanında insanların başarılı ve mutlu olmasını belirleyen çok önemli bir ayrıntıdır planlı ya da plansız olmak. Bir futbol maçı izlediğini düşün, antrenörlerden biri maç öncesi planını yapmış, hücum ya da savunma futbolu oynayacağını baştan belirlemiş. Koşuların yapılacağı hatlar, atakların organize edileceği bölgeler, savunma kademeleri hep çalışılmış. Diğer takımın antrenörü ise maç içinde takımını nasıl yönlendireceğini rakibin taktiğine göre şekillendiriyor. Oyunun açılmasını izleyip sahadaki oyuna uygun düzenlemeler yapıyor. Bu durumda, takımlardan biri oyunu yönlendirirken, diğeri uyum sağlayan rolünü üstlenir. Burada evrensel yasaların en önemlisi olan neden-sonuç yasası işler ve üstlenilen role göre alınacak sonuç da baştan bellidir.

OKU  Hiç Kendini Denemeyecek Misin?

Birçok insan planlamaktan kaçınır ve ilginç bir şekilde bunu zaman kaybı zanneder. Halbuki bir saatlik planlama, uygulamada en az üç saat tasarruf demektir. Planlamaya ayrılacak o bir saatin aslında en verimli saat olduğunu anlamak lazım. Bunu yapmadığımız takdirde doğrudan işe girişir ve bir sürü krizle boğuşuruz. İşin trajikomik kısmı, krizlerin hemen hepsi de plansızlıktan kaynaklanır.

Örneğin, gece yatmadan önce ertesi gününü yahut da pazar günleri akşamüstü iki saatini ayırarak haftanı planlayabilirsin. Bu, alacağın sonuçlar açısından büyük fark yaratmana sebep olacak. Çünkü kontrolün elinde olması hissi çok değerlidir, bu bütün tutumunu değiştirir, yaptığın işten zevk almaya ve bir kazanan gibi davranmaya daha o andan başlarsın. Ayrıca bu, bir amaç duygusuna sahip olarak hırs ve heves ile çalışmana yol açar. İnsan aynı anda hem hevesli, hem de sıkıntılı hissedemez. İyi planlanmış bir iş, motivasyonunu da zirvede tutar.

Yani, plan yapmayan başarısızlığı planlar. Şimdi seçme hakkını kullanabilir ve plansız yaşamaktan vazgeçerek hayatının kontrolünü eline alabilirsin.

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?