Barış Ege İle Kendini Keşfet

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.” Martin Luther King

Bazı insanları bilirsin, herkes onlardan bahseder… Ellerine bir enstrüman aldıklarında adeta onu dile getirirler. Eğer o bir konuşmacıysa asla sıkılmazsın, içindeki cesareti ortaya çıkarır, yüreğin çarpar. Eğer bir aşçıysa, onu izlerken sanki yemek yapan birini değil de en iyi eserini bitirmeye çalışan Picasso’yu izliyorsun zannedersin. Kitaplarını okurken hiç bitmesin istersin. Filmlerini defalarca izler ama doyamazsın. Bir şirket ya da organizasyon yöneten biriyse onların olduğu yerde güven duyarsın, ilham verir, yokluğu da varlığı da hep hissedilir. Onları sahnede ya da futbol sahasında izliyor olman fark etmez, standup yapıyor ya da futbol oynuyor diyemezsin izlerken. Tüm hareketlerinde, sözlerinde bir ahenk vardır. Onların sana nasıl hissettirdiğini asla unutamazsın…

Herkes onlardan “çok yetenekliler, keşke bende öyle olabilseydim” diye bahseder. Ancak konu yetenek, beceri, ya da şans değildir, birçoklarının yapmadıklarını çoktan yapmışlardır… Diğerlerinden farkları; dünyaya hafta sonunu beklemek, fatura ödemek, birilerinin onayını almak, ya da yardım dilenmek için gelmemiş olmalarıdır.

Onların en büyük farkı diğerlerinin yapmadığı bir şeyi çoktan yapmış olmalarıdır. Ne için yaşadıklarının bilincindedirler. Büyük çoğunluğun keşfetmediğini keşfetmiş, hayat amaçlarını belirlemişlerdir. Odakları sadece tutku ile bağlı oldukları o amaçtır. Para kazanmak için kaygılanmazlar, beğenilmeme korkuları yoktur, onay alma beklentileri de… “Başarı peşinden koştuğun değil, üzerine çektiğin şeydir” sözü sanki onlar için söylenmiştir. Onlar sadece hayat amaçları için yaşarlar ve başkalarının kaygı duyduğu şeyler, onlara kendiliğinden gelir.

Hayat amacını belirlediğinde, üzerine yoğunlaştığın işi yaparken tüm beklentilerden bağımsız hale gelirsin. Şimdiye dek çeşitli kaygılardan ötürü susturduğun, ortaya çıkmasını engellediğin bambaşka bir yanını tanırsın. Kısacası içindeki devi uyandırırsın. İşini tutku ile yapmaya başladığında, konunun özel yetenekler olmadığını anlarsın, diğerlerinin şanslı doğmadığını anlarsın. Artık aynada gördüğün kişi de bambaşka biridir…

Peki, nasıl belirlenir bu hayat amacı? Bu kadar kolay anlattığına göre neden herkes böyle yapmıyor? Diyebilirsin, bilemem… Kimi bunun yolunu öğrenmiştir, kimisi için doğal yolla gelişmiş olabilir. Belki sadece kalplerinin sesini dinlemişlerdir. Kimi zaman bir şeyin üstüne giderek aradığını bulamazsın. Bazen soruyu tersinden sormak, ya da sondan başa gelmek daha güzel bir yöntem olabilir.

OKU  Sen Bir Şey İçin Hazır Olursan...

Stephan R. Covey, bize bunun yolunu gösterenlerden biridir. Birçok kitabı olsa da 38 dilde 20 milyonun üzerinde satan ve tüm zamanların en iyi Yönetim Kitabı olarak kabul edilen Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı adlı kitabında, bizi kendi cenazemizi düşünmeye teşvik eder. Bence hayat amacını keşfetmek için harika bir yöntem olabilir.

Bir an için düşün: Kendi ölüm ilanını görebilecek olsan, sence orada neler yazardı? Cenazende insanlar senin için neler söylerdi? Ya da sen neler yazılmasını ve neler söylenmesini isterdin?

İnsanların çoğunun vasat bir hayat yaşamasının sebebi performansını ortaya koymamak, bunun de sebebi hayattaki misyonunu keşfedememektir… Misyonunu keşfetmenin yolu ise prensiplerini belirlemekten geçer. İşte tam da bunun için sıra dışı bir yol. Hazır mısın?

Cenazeni hayal et. Ailen, yakınların ve dostların sana son yolculuğunda veda etmek için bir araya gelmiş. Aralarında neler konuşuyorlar? Seninle birlikte geçirdikleri hangi anlardan bahsediyorlar? Onların hayatlarında nasıl bir etki bırakmışsın? Senin hangi başarıları alkışlamışlar? Şimdi bir an dur ve kendine sor lütfen:

‘Onların senle ve yaşamınla ilgili neler söylemesini isterdin? Hayatın son bulduğunda insanlar; çabaların, inançların ve başarılarınla ilgili ne yorumlar yapmalı? İşte bu soruların cevabı senin prensiplerine ayna tutacak…

Belki 30’lu, 40’lı, 50’li yaşlarda ölümü düşünmek çok kolay olmayabilir. Neticede keşmekeş içinde sürdürdüğün bir hayatın var ve basamakları koşar adım çıkmaya çalışırken çoğunlukla basamaklara konsantre olmaktan merdiveni hangi duvara dayadığını bile unutabilirsin. Bir yığın çabadan sonra merdiveni yanlış duvara dayadığını anlayacak olursan, en tepelere bile çıkmış olsan bile yine de sonu mutsuzluk getirebilir.

Ancak insan tüm bu yoğunluğa rağmen özel ve iş hayatında sonu düşünerek başlarsan, çok daha anlamlı işlere imza atabilirsin. Tam da bu noktada ölümü düşünmenin faydası ‘ben bu yaşamın sonuna geldiğimde hangi noktada olmak istiyorum? Sorusuyla baş başa kalmaktır. Zira bu, seni son derece etkili bir yaşam sürmeye iteceği için ölümün karamsarlığı bir tarafa, ben nasıl bir yaşam sürmek istiyorum noktasına odaklanmanı sağlar.

Bunu böyle düşünmüş olmasa da elinde olmadan yaşayan ve hayatını dönüşüme uğratan iyi tanıdığın biri var aslında. 1888 yılında fabrikatör kardeşi Ludwig hayata veda ettiğinde Alfred Nobel, insanların kendisi ve buluşu yani dinamit hakkında ne düşündüğünü yavaş yavaş anlıyordu… Nobel’in, kardeşi için verdiği ölüm ilanı bazı gazetecilik hatalarından dolayı kendi ölümü gibi yazılmıştı. Hatta bir Fransız gazetesi, “Le marchand de la mort est mort,” ‘ölüm tüccarı öldü,’ şeklinde başlık atmıştı… Tam da bu an Nobel’in kaderini değiştirmeye karar verdiği andı…

OKU  Sebat En Değerli Varlığınızdır!

Ölenin Alfred Nobel olduğu yanılgısına düşen gazeteler, kısa bir biyografinin altına onun ölüm ilanını yazdı. Kendisi için vaktinden evvel gelen bu ölüm ilanında Nobel, dünya genelindeki savaşlar ve anlaşmazlıklar sırasında sayısız insanın ölümünden sorumlu kişi olarak anlatılıyordu. Yol, tünel, baraj inşaatlarında kullanılması için ürettiği dinamit, savaşlarda on binlerce insanın ölümüne yol açmıştı. Gazetelerin kendisi için “ölüm tüccarı” ifadesini kullanmaları Nobel’in içine işlemişti.

İşte o anda hem hayatını hem mirasını değiştirmeye karar verdi. Bu yolla, gerçek ölüm ilanı yazıldığında onun tamamen farklı olması için ne gerekiyorsa yapacaktı.

Onun bu dönüşümü, büyük servetine bağlı olarak bugün edebiyat, tıp, fizik, barış ve kimya alanlarında elde edilebilecek en büyük ödül olan Nobel Ödüllerinin temelini attı. Bırakmak istediği miras konusunda net bir biçimde düşünerek, Nobel hem yaşadığı sıradaki davranışlarını hem de nihai hatırasını dönüşüme uğrattı. O kendi ölüm ilanını yeniden yazdı…

Ne dersin? Şimdi belki de tekrar düşünmenin zamanıdır, ölümünden sonra insanların neler söyleyeceğini… Çünkü onların neler söyleyeceği, senin neler yapacağına bağlı… Senin dönüşümüne, senin hayat amacına 😊

Şimdi ölüm ilanını yazacak olsan, nasıl birinden bahsederdin? Denemeye değemez mi? Elinde dönüştürebileceğin bir hayat var. Bunun için ihtiyacın olan şey doğru sorular sorarak başlamak, sonunu düşünmek için konsantre olmak ve ne için var olduğunu düşünüyorsan, onun için yaşamak.

Hayat amacı nasıl keşfedilir, vizyon nasıl yaratılır? Hedefler nasıl belirlenir ve günlük rutin haline getirilir? Başarılı insanlar sorunları ve fırsatları nasıl yorumlar? Bir kazananın felsefesi nedir? Tüm bunları Udemy platformunda açtığım Kendini Keşfet ve Bir Kazanana Dönüş adlı kursumda anlattım. Eğer sen de kendini keşfetmek ve hikayeni baştan yazmak istersen şimdi buraya tıklaman yeterli… Senin keşfine, senin başarına…

Barış Ege

Yaşam Koçu-NLP Uygulayıcısı

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?