Odaklanmak Ya Da Odaklanamamak!

“Başarılı savaşçı, aslında lazer gibi odaklanabilen sıradan insana denir” Bruce Lee

New York Times’ın spor yazarlarından Tom Friend, Amerikan futbolunun önemli takımlarından Dallas Cowboys’un efsanevi antrenörü Jimmy Johnson’la röportaj yaparken 1993 yılındaki Süper Kupa finali öncesinde oyuncularını motive etmek için özel bir şey yapıp yapmadığını sormuştu. 

Johnson bu soruya “Evet” diye cevap verdikten sonra Buffalo Bills’e karşı 31 Ocak 1993 tarihinde oynadıkları maç gününe giderek şöyle anlatmıştı soyunma odasında yaşananları;

“Şimdi bu odanın ortasına dört metre uzunluğunda, bir metre genişliğinde bir kalas koyup üzerinde yürümenizi istesem kimler düşmeden bunu rahatça yapabilirdi? Oyuncularımın tamamı yaparız diye cevap verdi. Ardından onlara peki aynı kalası iki komşu apartmanın onuncu katları arasına koymuş olsam ve bunun üzerinde yürüyüp karşıya geçmenizi istesem kimler yapardı? Diye sordum, kimseden ses çıkmıyordu. Onlara dedim ki “Tahta aynı, yapacağınız iş de aynı ancak az önce tek düşünceniz kalas boyunca yürümekti, şimdi ise yürümeye değil aşağı düşme olasılığına, yani korkulara kulak verdiğiniz için bunu yapamayacağınızı düşünüyorsunuz…”

“Az sonra maça çıkacaksınız. Eğer dikkatinizi on binlerce taraftarın söylediklerine, gazetecilere, hakemlere ya da maçı kaybetme olasılığına verecek olursanız, hem bundan bir zevk almayacaksınız hem de muhtemelen maçı kaybedeceksiniz. Böyle davranacağınıza tek odağınız yaptığınız iş olsun, takım olun, kenetlenin tüm dikkatinizi oyuna verin”

O maçı Dallas Cowboys, Buffalo Bills’e karşı 52-17 kazanmış ve kupayı almıştı…

Ne zaman odaklanmak ya da odaklanamamak üzerine düşünsem, aklıma hep bu hikaye gelir. Çünkü odaklanmak konusundaki en önemli sorunumuzu net olarak tanımlar. Nedir o sorun? Yapmak istediğimiz değil, istemediğimiz şeyi düşünmek… Bu durumda odaklanabilmek mümkün müdür? Elbette hayır.

OKU  Gelecek, En İyi Yaşadığımız An da Şekillenir

İnsanlar, “Kilo vermek istiyorum, kilolu görünmek istemiyorum” şeklinde cümleler kurarlar. Bu durumda neden bir türlü ideal görünümlerine kavuşamadıkları yeterince açık değil mi? Çünkü ne istediklerini değil, ne istemediklerini söylüyorlar. Araba kullanmaya yeni başlayan birinin sürekli “Kaza yapmak istemiyorum, umarım kaza yapmam” diye tekrarlayıp, sonunda kaza yaptığı gibi. Çünkü neye odaklanırsak enerjimiz oraya kanalize olur.

“Sınavda başarısız olmaktan korkuyorum” demek yerine “Sınavda başarılı olmak istiyorum” cümlesini seçmeliyiz, ya da “Sınavı kazanmak için neye ihtiyacım var?” sorusu çok işe yarar çünkü gereksiz kuruntulardan kurtulup istediğimiz o sonucu elde etmek için ihtiyacımız olan şeyi bulmamızı sağlar. 

“Borçlarımdan kurtulmak istiyorum” demek yerine “Daha fazla kazanmak istiyorum” diyebilir, ya da “Nasıl daha fazla para kazanabilirim?” diye sorabiliriz. Bu yaklaşım öncelikle yanlış yere odaklanmaktan bizi korur. Ayrıca iyi para kazanmaya başladığınızda, bir borç varsa bile o artık eskisi kadar önemli değildir. Çünkü yokluk hissiyatından varlık hissiyatına ve dolayısı ile gerçekten varlık sahibi olmaya geçmişizdir.

Buradaki temel faktör, istemediğimiz şeylere odaklanıyor olmamızın, kaygı ve endişelere sebep olmasıdır. Endişeli insanların ne yaptığını bilirsiniz… Hep yanlış yaparlar çünkü endişeleri onları doğru hamleleri görmekten ve yapmaktan alıkoyar. Düşünün, bir müsabakaya çıkmış iki kişiden birinin taktiği belli-çünkü ne istediğini biliyor- diğeri ise ne istediğini söyleyecek cesarete bile sahip değil. Tek söyleyebildiği “Yenilmek istemiyorum” ancak bu onu yenilmekten kurtarmaz. Çünkü yenilmemek ile kazanmak aynı şey değildir. Bununla birlikte “Kazanmak istiyorum/kazanacağım” diyen kişi için durum gayet nettir ve kazanması için ne yapması gerektiği konusunda bir şüphesi yoktur.

Diyelim ki önemli bir proje için sunum yapmaya hazırlanıyoruz… Eğer odağımızı sonuca verecek olursak, zihnimiz bize şu oyunu oynayabilir… “Ya söyleyeceklerimi unutursam, ya sesim gür çıkmazsa, ya heyecanımı yenemezsem, ya beğenmezlerse…” Bunların sonu gelmez ve eğer bu düşünce üzerine yoğunlaşırsak, muhtemelen bunların birçoğu başımıza gelecektir.

OKU  Dünyayı Değiştiren Bir Adamdan Başarı Sırları

Bundan kurtulmanın kolay bir yolu var aslında, ‘Neye ihtiyacım var?’ sorusu… Bu soru, sunuma hazırlanırken üzerimize düşenleri tespit etmemize yarar. İhtiyacımız olan bilgi, doküman ve ekipmanlara ulaştıktan sonra tek yapmamız gereken iyi bir sunum için hazırlanmak yani prova yapmaktır. Süreç yasasını doğru işlettiğimiz takdirde, korkmamıza gerek yoktur, dahası buna vaktimiz bile olmayabilir…

Bir gerçek var ki insan neye odaklanırsa onu büyütür. Hep olumsuzluklara odaklanan ve hayatı o pencereden gören insan şu kişiye benzer;  

Adam, her sabah elinde hortum, mis kokulu çiçeklerini, sebzelerini, çeşit çeşit meyve ağaçlarını sulamak niyetiyle bahçesine çıkardı… Neden sonra döner “Allah kahretsin, daha dün yolmuştum ben bu yabani otları yine nereden çıktılar, bıktım bunlardan” derdi. Ancak farkında olmadığı şey şuydu ki, tüm bunları söylerken elindeki hortum yabani otları suluyordu. Yani onları büyüten adamın kendisiydi. Hâlbuki sadece sürece odaklanıp yapması gerekeni yapsaydı ya o otlar hiç olmayacak, ya da fark etmeyeceği kadar küçük kalacaklardı… Yani asıl sahip olmak istediği bahçeye kavuşamaması adamın kendi tavrından kaynaklanıyordu…

Barış Ege

Yaşam Koçu-NLP Uygulayıcısı

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?