Başarısızlık Diye Bir Şey Yoktur!

Bir an düşün, yeni biriyle tanışıyorsun ve o kişi dizleri üzerinde emekleyerek dolaşıyor. Sende kendisine “Rahatsızlığının ne olduğunu” soruyorsun. O ise sana “Hiçbir rahatsızlığım yok, ben küçükken herkes gibi emeklemekten yürümeye çalışıyordum. Ancak 50-60 kez denedim, baktım bir türlü olmuyor. Sürekli düşüyorum, sonunda dedim ki anlaşılan bu iş bana göre değil. Hem herkes yürümek zorunda mı yani? Ben de emeklerim”

Bu cevap karşısında ne yapardın? Güler miydin, şaşırır mıydın? Yoksa ona herkesin defalarca düştüğünü ama yeterince girişimde bulunduktan sonra yürüyebildiğini anlatamaya mı çalışırdın?

Araştırmalara göre bir çocuk emeklemekten yürümeye geçerken ortalama 200 kez düşer. Fakat bahane aramaz, ayağının altından kayan halıyı suçlamaz, onu teşvik eden anne babasını da. Hatta hemen her düştüğünde güler ve sonra bir kez daha dener. Yeni yeni şeyler öğrenir dengede durma konusunda ve sonunda başarır. Kısacası çocuk vazgeçmediği sürece mutlaka ama mutlaka sonunda yürür. Dolayısı ile yaşadığı düşme deneyimlerinin hiçbiri başarısızlık değil sadece o an için bir sonuçtur.

Gerçek olan bir şey varsa, hayatta da başarısızlık diye bir şey yoktur, sadece sonuçlar vardır. Başarısızlık sadece bıraktığında, nasip değilmiş dediğinde kabullenme sonucu ortaya çıkan bir gerçektir.

İlk araba kullanmayı öğrenirken defalarca daha yerinden kaldıramadan istop ettirmiştin. Çünkü debriyaj ile gaz pedallarını senkronize bir şekilde kullanamıyordun. Ancak tekrarladıkça bunun nasıl yapıldığı konusunda ustalaştın. Bütün öğrenme ve ustalaşma süreçleri aynıdır, insan yeter ki zihnine doğru mesajları yollasın ve aldığı sonuçlara doğru anlamlar yüklesin, yapamayacağı şey yoktur. Az önceki mizansendeki emekleyen adamı binlerce kez gördün, hatta belki onlardan biri sensin. Girişimlerinden istediğin sonucu almadığında kendini kısıtlayarak bunu kaderin zannettin. Ama bu doğru değildir.

Örneğin bazı insanlar için bir sınava girip istediği notu alamamak başarısızlıktır. Halbuki bu bir olay değil sadece süreçtir. Sınavdan kötü not almak kişinin bu konuda başarısız olduğu değil, sınava giden süreci ihmal edip yeterince hazırlanmadığı anlamına gelir o kadar.

OKU  Acı ve Zevki Yönetebilmek!

Hayat bir yolculuktur aslında. Hedeflerde öyle. Mesela bir limandan başka bir limana doğru giden geminin dümeni, herhangi bir yöne çevrildiğinde gemi tam ters istikamete döner. Dümenci hiç bitmeyen bir çabayla düzeltmeler ve ayarlamalar yaparak gemiyi rotada tutmaya uğraşır. Üstelik daha fazlası var, fırtınalar, dev dalgalar gibi birçok zorlukla başa çıkmak zorundadır. Ancak her halükarda gemiyi hedef limana götürür. Çünkü geminin tekrar tekrar rotadan çıkması bir başarısızlık değil anlık bir sonuç ve yolculuğun bir parçasıdır o kadar 😊

İnsanlar çoğunlukla aldığı sonuçları doğru değerlendiremediği için bir türlü başarıya ulaşamaz. Hatta bazen daha da ileri giderek bunun kaderi olduğunu düşünüp “Demek bu işler bana göre değil, kısmet değilmiş, nasipten öte bir şey olmaz” gibi kalıplaşmış ifadelerle açıklamaya ve kılıf bulmaya çalışır. Halbuki bunların hiçbiri doğru değildir, doğru olan şudur; “Ya kazanırım, ya öğrenirim ama asla kaybetmem” Nelson Mandela’ya ait bu muhteşem söz aslında her şeyi açıklıyor.

Her girişimin sonucu bir deneyimdir, ya kazanmak ya da öğrenmekle biter. Yeter ki insan bunu doğru yorumlamayı alışkanlık haline getirsin. Kaldı ki başarıya ulaşan bir tek insan ya da şirket yoktur ki öncesinde defalarca başarısız olmasın.

Arthur Gordon adlı gazeteci IBM’in kurucusu Thomas Watson’a “Bay Watson, daha hızlı başarılı olmak için insanlara ne tavsiye edersiniz” diye sormuştu. Watson’un cevabı “Başarısızlık oranını en az ikiye katlamalısın” olmuştu.

Gayet açık ve net değil mi? Bugün en çok sayı atan hangi basketçidir? Elbette öncesinde en çok karavana atandır çünkü topu çemberden her geçiremediğinde neyin işe yaramadığını görür o kadar. Başarısızlığı kabullenenlerle onlar arasındaki tek fark yorumlama biçimleridir.

OKU  Odaklanmak Ya Da Odaklanamamak!

Time Dergisi’nin 20. yüzyılın en büyük üç satışçısından biri ilan ettiği Sergio Zyman, Coca Cola’nın pazarlama müdürlüğü görevini yürütürken Pepsi karşısında düşün satışları artırmak için bir yöntem önermişti. Coca-Cola’nın yüz yıllık gizemli formülünü değiştirerek piyasaya yeni bir ürün sunulmasının şirketin Pazar payını artıracağına herkesi ikna etti. Zyman’ın ortaya attığı fikir sonucunda New Coke adlı yeni ürün piyasaya sürüldü. Ancak işler hiç de onun hesapladığı gibi gitmedi. Sadece 9 gün içinde Coca-Cola tam 100 milyon dolar zarar etti ve şirket borsada tarihin en düşük seviyesine indi. Bunun üzerine Zyman istifa etti.

Ancak bu olay onun hayata küsüp kenara çekilmesine yol açmadı. Hatta bir röportajda kendisine bu olay sorulduğunda “Şimdi siz bana “başarısız mı oldun?” diye sorarsanız, benim cevabım hayır olacaktır. Biz bir deneme yaptık ve bunun sonucunda gördük ki klasik Coca-Cola daha çok seviliyor. Bu da şirketin stratejisi açısından olumlu sonuçlar doğurdu.

Zyman’ın bu değerlendirmesi Coca-Cola yönetim kurulu başkanı Robert Goizueta tarafından da onaylandı ve 1993 yılında Zyman tekrar Coca-Cola’da işe başladı. Dünyanın en büyük şirketleri böyle düşünüyorsa değerlendirmekte fayda vardır değil mi 😊

Senin için dileğim, nihai başarıya ulaşabilmen için sonuçlarını doğru değerlendirmeyi öğrenmendir. Hedefinden uzak bir sonuç aldığın her defasında şunu tekrar et “Ya Kazanırım, Ya Öğrenirim, Ama Asla Kaybetmem”

Senin doğru yorumlarına 😊

Barış Ege

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?