Kendini Keşfetmek

Kendini keşfetmek ne demektir? Madem ki bir keşiften bahsediyoruz, o halde henüz bilmediğimiz bir şeyi bulmaya çalışıyoruz. Ya da görmediğimiz bir şeyi göreceğiz demektir. O halde önce ısrarcı olmayı bırakmakta fayda yok mu, sen ne dersin?  “Ben böyleyim, ben asla, ben hiçbir zaman…” dediğin sürece aslında içinde var olanları ortaya çıkaramazsın ki…

Nasıl ki coğrafi anlamdaki keşif, bilinmedik yerleri bulmak, gidilmedik yerlere gitmektir. Yani “ben burada duracağım” dediğin sürece yeni bir yeri keşfedemezsin. Aynen bunun gibi, kendini keşfetmek için de, daha önce yapmadığın şeyleri yapmalısın. Kendini keşfetmek, kendin olmak konusunda bu kadar ısrar etmediğinde gerçekleşir.

İnsan, ‘kim olduğuna inandığı’ şekilde davranır. Çünkü nasıl olduğuna inandığımız bir yapıyla tutarlı davranmak için çaba sarf ederiz. Bilinçaltımız kusursuz bir aşçı gibi çalışır. Biz ne diyorsak, onu tekrar eder ve biz de onu yapmaya devam ederiz. Hayatımızı şekillendiren %93 bilinçaltı, %7 bilincimizdir. Yani kendini keşfetmek istiyorsan, daha önce yapmadığın şeyleri yapmaya azmetmelisin.

Çoğu zaman insanlar “Onu yapamam, şunu yapamam, ben böyle bir insan değilim” der. Halbuki öyle bir insan olmaması değildir yapamamasına sebep, kendini böyle tanımlamasıdır. Eğer kendine denemek için izin vermiş olsaydı, öyle biri olup olmadığını da görecekti.

Çoğu zaman neye inanacağımıza, neyi yapıp yapmayacağımıza gençliğimizin ilk yıllarında karar veririz. Ama biz karar veririz ama bize dayatılır. Ve sonra da, hiç denemediğimiz şeyler için bile “ben yapamam, ben öyle biri değilim” deriz. Bu şekilde kendimizi adeta görünmez bir cam bir fanus içine sokarız. İlginç olan şu ki, ‘yapamam’ dediğimiz şeyi isteyip istemediğimize bakmadan böyle bir kalıp yaratırız. Ancak madem ki hayat standardımızı ‘mutluluk’ üzerinden anlatıyoruz, o halde burada bir şeyi yapıp yapmayacağımıza kendimize koyduğumuz sınırla mı, yoksa bizi mutlu edip etmeyeceğine göre mi karar vermeliyiz acaba 😊

OKU  Udemy'de Açtığım "Kendini Keşfet" Kursu

Klişe olacak belki ama hani sirklerde olur ya, devasa bir fil küçücük bir kazığa bağlanmıştır. Ve etrafındaki adam ona bazı talimatlar verir ve fil bunlara uyar. Aslında fil istese, bütün çadırı yıkıp gidebilecek güçtedir ancak sorun şu ki bunu denemez bile. Peki neden? Çünkü fil şartlandırmış kendisini… Küçücükken halatı boğazına geçirip, yerdeki kazığa bağlıyorlar, denese bile bundan kurtulamıyor. Daha sonra da büyüyüp geliştiğinde sadece hortumuyla bir tonluk bir yükü kolayca kaldırabilecek güce erişmesine rağmen kendini o sınırlar içinde tutuyor.

Bizler de aynen böyleyiz. Şu veya bu sebeple bazı düşüncelere, hareketlere ve sonuçlara hapsederiz kendimizi. Sonra da buna ‘kişilik’ der ve dışına çıkamayacağımızı zannederiz. Ya da çıkmamamız gerektiğini. Ancak kendini keşfetmek istiyorsan Asla kendi koydukları sınırların ötesine geçemezler.

Kendini keşfetmek için önce taktığın maskeyi çıkarmaya karar vermelisin… Emin ol, bu çok hoşuna gidecek 😊 Colin Wilson’un şöyle bir sözü var “Ruhani başkalaşım hareketinin tekrar edilmesine karşı olan direnç, tüm büyük sanatçıların gelişmesini durduran etkendir

Bence muhteşem bir tespit, ki bunu Picasso dahil birçok büyük sanatçının son dönem eserlerinde görmek mümkün. Halbuki, algı kapıları temizlenecek olsa, her şey insana sonsuzmuş gibi gelecektir. Bu algı kapıları da, zihnimizdedir, dışarıda değildir. Temizleme içeriden yapılmalıdır.

OKU  İlerlemenin İlk Şartı: Ağırlıklardan Kurtulmak

Bir Kızılderili atasözünde der ki “Çektiğiniz tüm acıların kaynağı bir batıl inançtır! Bu dünyada yaşadığınıza inanıyorsunuz ancak bu dünya içinizde yaşıyorsa…” Aslında benzer şekilde Buda’nın “Acı çekiyor olmanın tek sebebi olana direnmendir” sözü tek başına birçok şeyi açıklıyor. Direnmek yerine değişime/gelişime izin verdiğinde, yani algı kapılarını temizlediğinde, kendini keşfetmek için en büyük adımı atmış olacaksın😊 Senin keşfine…

Barış Ege

Görüşlerini Paylaşmak İster Misin?